1.4 Avrupa Birliği’nin Kurumları
Emre Gönen
Anahtar Sözcükler Bakanlar Konseyi, Daimi Temsilciler Komitesi, Avrupa Komisyonu, Komitoloji, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Ombudsmanı, Adalet Divanı, Sayıştay, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Bölgeler Komitesi, Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Yatırım Bankası
Giriş +

Avrupa Birliği’nin bugün kurumsal çatısını oluşturan yapı, temel olarak 1958 yılında kurulmuş olan ve altı kurucu ülke için oluşturulan yapıdan çok farklı değildir. Bu kurumları, iki önemli kategoride incelemekte yarar vardır. Birinci kategoriye, AB’nin “karar alma üçgeni” diyebileceğimiz Konsey, Komisyon ve Avrupa Parlamentosu girer. Hükümet ve Devlet Başkanlarından oluşan zirveler de, zaman içinde Avrupa Konseyi adını almışlardır ve siyaseten AB’nin en üst ve yönlendirici kurumu işlevini görürler.
İkinci kategoriye giren kurumlar, denetim, destek mekanizmaları ya da danışma mekanizmalardır. En önemlileri, bağımsız bir yargı organı olan Avrupa Toplulukları Adalet Divanı; danışsal kurumlar olan Ekonomik ve Sosyal Komite ile Bölgeler Komitesi ve Sayıştay, Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Yatırım bankası gibi bankalardır. Bu temel kurumlar ve bunları desteklemek için kurulmuş ikincil kurumlar, Avrupa Birliği’nin kurumsal yapısını oluştururlar.
A. Konsey +

Avrupa Birliği’nin antlaşmalara göre belirlenmiş en önemli kurumlarından biri, Bakanlar Konseyi’dir. Her üye devlet gündemdeki konularla ilgili bakanları tarafından temsil edilir. Bakanlar Konseyi, Avrupa Birliği’nin en üst karar alma organıdır. Topluluk müktesebatı olarak adlandırdığımız AB hukukunda, yasama organı işlevini de yerine getirir. Bu yasama görevini, giderek daha fazla Avrupa Parlamentosu ile paylaşsa da, AB’nin esas yasama organı Bakanlar Konseyi’dir. Bakanlar Konseyi, son kurucu antlaşma değişikliklerinden sonra “AB Konseyi” resmi adını almıştır.
Her üye ülke Bakanlar Konseyi’nin çalışmalarına ve karar alma sürecine katılır. Konsey, üye ülkelerin bakanlarından oluşur. Gündemdeki konulara göre, hangi bakanların üye ülkeleri temsil edecekleri bellidir. Toplantılara katılan bakanların değişik bakanlıklardan olmasına “konfigürasyon” adı verilir. Örnek olarak, “Dış İlişkiler” Konseyi, Dışişleri ve AB bakanlarından oluşur, benzer biçimde Adalet ve İçişleri Konseyi, Adalet bakanları ve İçişleri bakanlarını bir araya getirir.
Konfigürasyonlar aşağıdaki gibidir:
- Genel işler
- Dış İlişkiler
- İktisadi ve Mali işler
- Adalet ve İçişleri
- İstihdam, Sosyal Politikalar, Kamu Sağlığı ve Tüketici Hakları
- Rekabet
- Ulaştırma, Telekomünikasyon, Enerji
- Tarım ve Balıkçılık
- Çevre
- Eğitim, Gençlik ve Kültür
Bakanlar Konseyi’nin çalışmaları, adına Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER) denen bir kurum aracılığıyla hazırlanır. Daimi Temsilciler Komitesi, üye devletlerin Brüksel’de bulunan temsilcilerinden oluşur. Her üye ülkenin çeşitli bakanlıklarını temsil eden geniş delegasyonları, Daimi Temsilciler Komitesi’ni oluşturur. Çok sayıda teknik ve siyasi alt komite de, Daimi Temsilciler Komitesi’ne teknik konularda destek verir. Bu komiteler, üye devletlerin görevlendirdiği kamu görevlilerinden, konularında uzmanlaşmış akademisyenlerden veya araştırmacılardan oluşur.
Daimi Temsilciler Komitesi, hazırlanan yasa taslaklarını Konsey adına incelemek ve fikir oluşturmakla görevlidir. Komitenin çalışmalarını sunduğu Bakanlar Konseyi, Avrupa Birliği’nin nihai karar alıcısı konumundadır. Bakanlar Konseyi’nin merkezi Brüksel’dedir ve çeşitli konulardaki gündemlerle her ay birçok kez toplanabilir.
Konsey’in başkanlığı, altışar aylık süreler için üye devletler tarafından üstlenilir. Bu dönemli başkanlık sistemine ek olarak, Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, Bakanlar Konseyi’nin daimi bir başkanlık makamı olması karar altına alınmış ve uygulanmaya başlamıştır. Bu makam, daha ziyade bir koordinasyon sistemidir. Daimi başkanlık sistemiyle birlikte, Konsey çalışmalarına katılacak fakat Avrupa Komisyonu üyesi olacak bir “AB Dışişleri Bakanlığı” da oluşturulmuştur.
Konsey’in hangi konuda nasıl karar alabileceğini, kurucu antlaşmalar belirler. Üç değişik karar alma (veya oylama) sistemi vardır:
- Basit çoğunluk ile karar alma (genellikle idari işleyişle ilgili konularda);
- Nitelikli çoğunluklu oylama (üye ülkelerin nüfuslarına göre değişik oy sayısına sahip oldukları, üçte iki çoğunluk gerektiren ve iç pazar, ekonomi, dış ticaret gibi konularda);
- Oybirliği ile karar alma (dış ilişkiler, güvenlik, vergi, adalet ve içişlerinde işbirliği gibi konularda).
Konsey, karar alma aşamasına gelebilmek için, genellikle Avrupa Komisyonu tarafından önerilen ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanan bir karar alma süreci takip eder. Aslında, yine kurucu antlaşmalarla belirlenmiş, konulara göre değişik biçimde ayrılan iki farklı karar alma süreci uygulanır. Bunlardan ilki danışma süreci (consultation procedure), ikincisi ve en çok uygulananı ise ortak karar alma sürecidir (co-decision procedure). Bunlara ek olarak bir de kararın Avrupa Parlamentosu’nun onayından geçmesini gerektiren onay (assent) süreci vardır. Her üç karar alma süreci de, AB’nin zaman içinde gelişmesi ve giderek büyümesi ile kurucu antlaşma tadilatları sonrasında ortaya çıkmıştır. Bugün en fazla kullanılan karar alma süreci, Avrupa Parlamentosu’na büyük yetkiler tanıyan ortak karar (co-decision) sürecidir. Hangi konuda AB’nin hangi karar alma sürecini uygulayacağı ve Konsey’de hangi sistem ile oylama yapılacağı, kurucu antlaşmalarla belirlenir.
Bakanlar Konseyi, hem karar alma, hem de koordinasyon organıdır. Yetkileri geniş ve çeşitlidir. Temel olarak:
- AB’nin, Avrupa Parlamentosu’nun da kimi hallerde katkılarıyla, yasama organı görevini yerine getirir.
- Üye devletlerin ekonomik politikalarının koordinasyonundan sorumludur.
- Hükümet ve Devlet Başkanları zirvelerinde alınan genel ilke kararları çerçevesinde, dış ilişkiler ve güvenlik politikaları oluşturur ve uygulamaya koyar.
- Avrupa Birliği adına, uluslararası düzeyde bir veya birçok üçüncü ülke ile, ya da uluslararası kuruluşlar ile anlaşmalar akdetme yetkisine sahiptir.
- Üye devletler arasında adalet ve içişleri alanlarında işbirliği sağlar, emniyet ve adalet alanlarında işbirliğinin iyi çalışması için gerekli önlemleri alma yetkisi vardır.
- Konsey ve Avrupa Parlamentosu, AB bütçesini kabul etmekle yetkili iki kurumdur. Bu konuda yetkileri eşit düzeydedir.
- Sayıştay, Ekonomik ve Sosyal Komite ile Bölgeler Komitesi üyelerini atama yetkisi Konsey’e aittir.
B. Komisyon +

Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği’nin özgün yapısındaki en önemli ve en alışılmadık yere sahiptir. Komisyon, AB kurumları arasında en özgün yapıdır. Uluslararası kurumlarda bir benzerini bulmak mümkün değildir. Bir anlamda, uluslararası bir sekretarya olarak çalışır, ancak çok daha geniş yetkilere ve inisiyatif alabilme kapasitesine sahiptir. Uluslararası bir hükümet olduğunu söylemek zordur, çünkü bir hükümetin yetkilerinin çok daha azına sahiptir. Avrupa Komisyonu’nun bu durumu, onun “hükümetler arası” düzeyde (ulusal boyutta) çalışabildiği kadar, “ulus-üstü” düzeyde (Avrupa boyutunda) çalışan bir kurum olduğunu da ortaya koyar.
Avrupa Komisyonu, tıpkı bir hükümet gibi, siyasi icra gücüne sahip bir kanat ile (Komisyon üyeleri ve onların özel kalemleri), idari bir kanattan (servisler, genel müdürlükler, ofisler) oluşur.
Avrupa Komisyonu beş ana konuda görev sahibidir. Bunlar:
- Avrupa Birliği müktesebatının geliştirilmesi ve iyi çalışması için yasa tasarıları hazırlamak ve önermek;
- Kurucu antlaşmaların koruyucusu görevini üstlenmek;
- AB işleyişinin, kurucu antlaşmalarda öngörülmüş ilkeler ve kurallar çerçevesinde işlemesini sağlamak (Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın da desteğiyle);
- AB ortak politikalarının ve bütçesinin uygulanmasını ve sarfını denetlemek;
- Uluslararası düzeyde ve üçüncü ülkeler nezdinde Avrupa Birliği’ni temsil etmektir.
Bu görevlerinin yanı sıra, Komisyon, adı konmamış bir işleve daha sahiptir. Temel olarak AB kurumları arasındaki ilişkilerde, var olabilecek anlaşmazlıklarda her zaman arabulucu ve koordinasyon sağlayıcı bir rol oynar.
Komisyona bağlı olarak çalışan genel müdürlükler ve servisler bulunur. Genel müdürlükler, tıpkı bakanlıklar gibi, her biri ayrı bir hizmet alanına sahip, çeşitli boyutlarda AB politikalarının altyapısını ve yönetimini sağlayacak bir rol oynarlar. Servisler ise daha çok Komisyon’un idari ve teknik işleyişini kolaylaştıracak bir yapıdadır.
Bugün var olan genel müdürlükler; Tarım ve Kırsal Kalkınma, Bütçe, İklim için Eylem, Rekabet, Mali ve İktisadi İşler, Eğitim ve Kültür, İstihdam, Sosyal İşler ve Fırsat Eşitliği, Enerji, Şirketler ve Sanayi, Çevre, İcra Ajansları, İçişleri, Balıkçılık ve Denizcilik, Ulaştırma ve Ulaşım, Sağlık ve Tüketici Hakları, Bilgi Toplumu ve Medya, İç Pazar ve Hizmetler, Adalet, Bölgesel Politika, Araştırma, Vergilendirme ve Gümrük Birliği, Kalkınma, AB Genişlemesi, EuropeAid (dış yardımlar), Dış İlişkiler, İnsani Yardımlar, Dış Ticaret olarak organize edilmişlerdir.
Genel müdürlükler dışında, Komisyon’un genel hizmetlerle ilgili servis bölümleri vardır. Bunlar Genel Kütüphane Hizmetleri, İletişim, Yolsuzlukla Mücadele Birimi, Avrupa İstatistik Ajansı (Eurostat), Tarihi Arşivler Bölümü, Ortak Araştırma Servisi, Basın Yayın Ofisi ve Genel Sekreterlikten oluşur.
Komisyon’un iç işleyişi açısından gerekli olan servis bölümleri ise Avrupa Siyasi Danışmanlar Bürosu, Avrupa Komisyonu Veri Koruma Sorumlusu, İnsan Kaynakları ve Güvenlik, Enformatik, Altyapı ve Lojistik (Brüksel ve Lüksemburg), İç Murakabe Ofisi, Simültane çeviri, Hukuk Servisleri, Çeviri ve Ödemeler Ofisidir.
Her yıl Komisyon Başkanı, diğer iki önemli kuruma, yani Konsey ve Parlamento’ya, Komisyon’un görüşleriyle ilgili bir siyasi strateji belgesi taslağı sunar. Her Komiser, konuyla ilgili Parlamento Komisyonu ile bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunur. Bu görüşler Konsey tarafından da değerlendirildikten sonra Komisyon tarafından çok kapsamlı bir rapor haline getirilir. Bu rapor, Komisyon’un “yılık programı” için temel teşkil eder.
Komisyon, yapısı itibarıyla “ulus-üstü” olarak nitelenebilecek bir kurumdur. Bir başkan ve yirmi altı komiserden oluşur. Komisyon üyelerine bakan denmemesi ve “komiser” adı verilmesi, temel olarak AB oluşumunun başından itibaren, Avrupa Birliği’nin üye devletlerin yerini alacak bir “üst devlet” görüntüsüne sahip olmaması istendiğindendir.
Avrupa Komisyonu, çeşitli üye devletlerin değil, Avrupa Birliği’nin çıkarlarını temsil eder. Bu anlamda, ikili bir yapıya sahiptir. Siyasi yapı, Komiserlerden ve onların özel kalemlerinden oluşur. İdari yapı ise, Komisyon’un bürokrasisini oluşturan Genel Müdürlükler, servisler ve ofislerdir. İdari yapı, çalışmaların sürekliliğini sağlar, AB’nin icraatında gelenek ve düzeni temsil eder. Siyasi üstyapı ise, AB işleyişinin kurumlar arası dengesini, yani Konsey, Parlamento ve Komisyon arasındaki ilişkilerin sağlıklı yürümesini; diğer kurumlar ile gerek Konsey, gerek Parlamento arasındaki işbirliğinin sağlanmasını hedefler.
Avrupa Komisyonu, bugün itibarıyla her üye devletin bir temsilci bulundurduğu 27 kişiden oluşan bir kurumdur. Komisyon’un görev süresi beş yıldır ve Avrupa Parlamentosu seçimleriyle aynı dönemlere denk gelecek biçimde ayarlanmıştır. Komisyon Başkanı ve üyeleri, bir defadan fazla seçilme hakkına sahiptir.
Komisyon üyeleri, tümüyle bağımsız olarak çalışırlar, hiçbir üye devletten, kurumdan ya da uluslararası kuruluştan yönlendirme ya da tavsiye almazlar. Bunun yanı sıra, üyeliği devam ettiği sürece hiçbir Komisyon üyesi, üstlendiği görev dışında ücretli ya da gönüllü herhangi bir işte çalışamaz, danışmanlık dahi olsa yapamaz.
Avrupa Parlamentosu, gensoru önergesi aracılığıyla Komisyon’u düşürme yetkisine sahiptir. Bu yetkiyi, yolsuzluk durumlarında kullanabilir. Böylesi bir güvensizlik oyu söz konusu olursa, tüm Komisyon görevden affedilmiş duruma düşer.
Komisyon, herhangi bir konuda yasa taslağı hazırlamadan önce, konuyla ilgili üye devletin veya devletlerin temsilcileriyle istişare eder. Ulusal hükümetlerin Komisyon’un yasa tasarısı hazırlaması konusundaki bu kontrol yetkisi, büyük ölçüde hukuki değeri olmayan, ancak siyasi anlamda son derece önemli olan “Lüksemburg Uzlaşısı” sisteminden kaynaklanır.
Avrupa Komisyonu, Ekonomik ve Parasal Birlik konusunda da, Konsey’in çalışmalarına ciddi katkıda bulunur. Bu katkılar temel olarak aşağıdaki konuları kapsar:
- Üye devletlerin ekonomi politikalarıyla ilgili büyük projelerin oluşturulması için önerilerde bulunur veya üye devletlerin ekonomik politikaları, Ekonomik ve Parasal Birlik genel yönelimleriyle uyum halinde değilse uyarılar yapar;
- Bir üye devletin bütçe açığının aşırı yüksek olması durumunda Konsey’e değerlendirme yapılması için uyarıda ya da öneride bulunabilir;
- Euro bölgesinde olmayan bir üye ülkenin ödemeler dengesi sorunu yaşadığını tespit ederse, hangi önlemlerin alınabileceği konusunda öneriler hazırlar;
- Tek para ile diğer üye devlet paraları arasındaki kur dengesinin nasıl olması gerektiğine ya da genel bir kur politikasının çizgilerinin neler olması gerektiğine dair önerilerde bulunur.
Yeni bir üye ülkenin alınması esnasında, Komisyon’dan kapsamlı değerlendirme istenir. Aynı biçimde Komisyon, Avrupa Parlamentosu üyelerinin statüleri ve Avrupa Ombudsmanı hakkında tavsiyelerde bulunabilir.
2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması, Komisyon içinde bir Başkan yardımcısının dış ilişkiler konusunda yüksek temsilci olmasını kabul etmiştir. Yüksek temsilcinin bir de daimi sekretaryası oluşmuştur.
C. Avrupa Parlamentosu +

Avrupa Parlamentosu, 1952 yılında yürürlüğe giren Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu için ilk kez kurulmuş bir uluslararası parlamentodur. 1970 yılına kadar, Avrupa Parlamentosu’nun rolü daha ziyade sembolik bir düzeyde kalmıştır. Ancak bu tarihten itibaren, üye devletlerin katkılarından bağımsız olarak Avrupa Birliği bütçesi gelirlerinin saptanmasıyla, bir parlamento denetimi ciddi gereksinim haline gelmiştir. 1974 yılında alınan bir kararla üye devletler parlamento seçimlerinin doğrudan yapılmasını öngörmüşlerdir. 1979 yılında yapılan seçimlerle ilk doğrudan seçilmiş Avrupa Parlamentosu oluşturulmuştur.
Avrupa Parlamentosu, AB üyesi ülke vatandaşlarının, AB ile daha yakınlaşması, AB’nin işleyişine doğrudan etki edebilmeleri, böylelikle sıklıkla bahsedilen AB içindeki “demokrasi açığını” aşmak için kurulmuştur. 1986 yılında yürürlüğe giren Tek Senet ile birlikte yetkileri arttırılmış, daha sonra her antlaşma tadilatında Avrupa Parlamentosu daha geniş ve kapsamlı yetkilerle donatılmıştır.
Parlamento seçimleri her beş yılda bir yapılır. Bu seçimlerde oy kullanmak ve aday olmak, hangi AB ülkesinde ikamet ederse etsin, tüm AB vatandaşlarının hakkıdır.
Seçim sistemi, siyasi partilerin büyük avantaj sağladığı ulusal çapta oluşturulan listeler sayesinde gerçekleşir. Avrupa seçimleri için siyasi partiler, kamuoyunda tanınan, genelde başka Avrupa ülkesi vatandaşı olan önemli kişilikleri de listelere alma âdetini benimsemişlerdir. Son seçimlerde AB, ülkeleri birbirine yakın nüfuslarda seçim bölgelerine ayırarak, seçmenin adayları daha iyi tanıyabileceği bir sistem geliştirmek istemiştir.
Avrupa Parlamentosu, doğrudan oyla işbaşına gelen yegâne uluslararası parlamentodur. Bugün üç önemli alanda görev üstlenmiştir:
- Yasama yetkisi: Aslında, her parlamentonun temel işlevi olan yasa yapma yetkisi, Avrupa Parlamentosu’nda gerçek anlamıyla bulunmamaktadır. Başlangıcından itibaren AB’nin yasama organı Avrupa Birliği Konseyi adını almış olan Bakanlar Konseyi’dir. Ancak adım adım Parlamento’nun rolü artmış, zaman içinde Bakanlar Konseyi’nin çalışmasına demokratik bir denetim getiren, belki de biraz zorlama bir benzetmeyle Fransa Senatosu ya da Alman Bundesrat’ı gibi bir “üst meclis” rolü oynamaya başlamıştır. Avrupa Parlamentosu’nun yasama yetkisi, ortak karar alma sürecinde (co-decision procedure) son derece etkindir. Konsey’in karar alma yetkisinde iki ayrı safhada devreye girer ve tadilat yaptırabilir. Gene de nihai karar ve yasama yetkisi Konsey’in elindedir. Parlamento’nun bir de “onay” sürecinde, Konsey’in almış olduğu bir kararı onaylama yetkisi vardır (assent procedure). Bu yetki, AB’ye yeni üye alımlarında katılım anlaşmalarını ya da ortaklık anlaşmalarını onaylamak için kullanılır.
- Bütçe yetkisi: Parlamento, yasama yetkisini esasen bütçe alanında kullanır. Yıllık AB bütçesinin kabulü için Parlamento, Konsey ile eşit yetkilere sahiptir. Parlamento’dan onay almamış bir bütçe reddedilmiş sayılır, yeni bütçe hazırlanıp kabul edilinceye kadar bir önceki yıl bütçesinin on iki aya bölünmüş kısmı, her ay geçici bütçe olarak kabul edilmiş addedilir.
- Siyasi kontrol yetkisi: Parlamento, diğer AB kurumlarını, bu arada Avrupa Komisyonu’nu kontrol yetkisine sahiptir. Komisyon üyelerinin atanmasında görüş bildirir, en sonunda da güvenoyu verir. Güvensizlik oyu vererek bir Komisyonu düşürebilir. Yazılı veya sözlü sorular sorarak AB’nin işleyişi ve politikaları hakkında kontrol yetkisini kullanır. Bu soru sorma faslı, her ay gerçekleşen genel kurullarda yer alır, sorulan sorulara sözlü ya da yazılı olarak Konsey ya da Komisyon cevap vermek mecburiyetindedir. Parlamento’nun, tahkikat komisyonları oluşturma hakkı vardır.
Aynı ulusal parlamentolarda olduğu gibi, Avrupa Parlamentosu’nda da, genel kurul çalışmalarını hazırlamak için çeşitli komisyonlar kurulur. Avrupa Parlamentosu üyeleri, beş yıllık dönemlerinin başında bir kez, ortasında da ikinci kez olmak üzere bu komisyonlara, ait oldukları siyasi aile ve ihtisasları göz önüne alınarak atanırlar. Komisyonlar, her dönem Parlamento tarafından belirlenir, genellikle sektör temelinde organize edilirler (İç Pazar, tarım, istihdam, sanayi, anayasal ve hukuki sorunlar vb). Geçici komisyonlar ve tahkikat komisyonları oluşturmak, Parlamento’nun kullanabileceği yetkiler arasındadır.
Avrupa Parlamentosu’nda siyasi gruplar, ulusal parlamentolarda olduğu gibi örgütlenir. Ancak ulusal ya da kültürel aidiyet açısından grup kurmak mümkün değildir, yani Almanca konuşan parlamenterler grubu ya da İngiliz Parlamenterler grubu türü siyasi grup kurulamaz. Temel olarak her dönem Avrupa Halk Partisi (muhafazakâr sağ partiler), Avrupa Sosyalist Partisi (sosyalist ve sosyal demokrat partiler), Yeşiller, Birleşik Avrupa Solu ve Liberal Partiler grup kurarlar. 2009 yılından itibaren, grup kurabilmek için en az 25 milletvekili ve bu milletvekillerinin yedi ayrı üye ülkeden olması şartı aranmaktadır. Parlamento bugün için 736 sandalyeye sahiptir. En fazla sandalye 99 milletvekili ile Almanya’ya, en az 5 milletvekili ile Malta’ya aittir. Bu sayılar, ülkelerin nüfusuna göre belirlenir, ancak küçük ülkelere her zaman daha fazla milletvekilliği verilir. Nüfus arttıkça bu oran azalır.
Parlamento’nun genel kurul birleşimleri Fransa’nın Strasburg kentinde yapılır, komisyonlar ve siyasi gruplar Brüksel’de toplanır, sekretarya ise Lüksemburg’dadır. Avrupa Parlamentosu’nun bu garip coğrafi yapısı da, üye devletlerin arasındaki pazarlıklarının anlamsızlığını yansıtan bir görünüm sergiler.
Avrupa Parlamentosu, görevi vatandaşlar ile herhangi bir AB kurumu arasında arabuluculuk yapmak olan Avrupa Ombudsmanı’nı seçer. Ayrıca imza toplama ve istekte bulunma (petition) girişimleri, gene Avrupa Parlamentosu’na sunulur.
D. ATAD, Avrupa Bidayet Mahkemesi ve Avrupa Kamu Görevlileri Mahkemesi +

Avrupa bütünleşmesinde en temel rolü oynayan hukuki kurum, hiç tartışmasız Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’dır. ATAD, adıyla anılan divan ile birlikte, başka ihtisas mahkemelerini de içinde barındırmaktadır. ATAD’ın temel görevi, AB kurucu antlaşmalarının yorumlanmasında ve uygulanmasında hukuk çerçevesi içinde kalınmasını sağlamaktır. Divan, her üye devleti temsilen atanan bir yargıçtan (toplamda yirmi yedi yargıç) ve sekiz hukuk sözcüsünden oluşur (savcı işlevi üstlenirler). Yargıçlar ve hukuk sözcüleri, kendi ülkelerinde adalet hiyerarşisinde son derece kıdemli ve tecrübeli kişilerden ya da AB hukuku alanında tanınan, tarafsızlığından şüphe edilmeyecek hukukçulardan oluşur. Altı yıl için üye devletler tarafından seçilirler, bir kereden fazla seçilme hakkına sahiptirler. Divan, kendi içinde toplanarak üç yıl için bir başkan seçer, her üç yılda bir Divan yargıçlarının ve hukuk sözcülerinin yarısı yenilenir ya da tekrar atanır. Atanmış bir yargıç, görevi sona erene dek çok ciddi sağlık sorunları dışında herhangi bir biçimde görevden alınamaz.
Divan’ın bağımsız bir mahkeme olarak kuruluşundan beri çalışması, AB bütünleşmesinin önünü açıcı bir rol oynamıştır. 15 Temmuz 1964 tarihinde aldığı bir karar ile AB hukukunun, üye devletlerin ulusal hukuklarından ayrı ve onlara üstünlüğü olan bir sistem olduğunu saptamıştır. Benzer biçimde, 5 Şubat 1963 yılında aldığı bir karar ile Topluluk müktesebatının üye devletlerde doğrudan uygulamada olması gerektiğini saptamıştır. 20 Şubat 1979 tarihli kararı ise, Tek Pazar için bir dönüm noktası olmuş, Divan, bir üye ülkede kurallara göre üretilmiş ve satışa sunulmuş bir malın, diğer tüm üye ülkelerde pazarda satılabileceğini karar altına almış, malların serbest dolaşımında bu tarihten itibaren ulusal engeller büyük ölçüde kalkmıştır.
AB’nin, derinleşme için üye devletlerde yeterince siyasi irade ortaya konulmadığı dönemlerde, aldığı kararlar sayesinde ATAD, AB bütünleşmesinin daha ileriye gitmesine olanak vermiştir.
1988 yılında bir Konsey kararı ile kurulan Avrupa Bidayet Mahkemesi, Adalet Divanı üzerindeki büyük dava yükünün hafifletilmesini ve işleyişin hızlandırılmasını hedeflemiştir. 2004 yılında ise, Bidayet mahkemesinin de artan yükünün azalması için bir Avrupa Kamu Görevlileri Mahkemesi ihdas edilmiştir. Bu son mahkemenin temel görevi, AB ile onun için çalışan kişiler arasındaki sorunlara bakmaktır.
Adalet Divanı’nın merkezi Lüksemburg’dadır. Bu nedenle kimi metinlerde Lüksemburg Adalet Divanı olarak da tanımlanır.
E. Sayıştay +
F. Danışsal kurumlar: Ekonomik ve Sosyal Konsey +
G. Danışsal kurumlar: Bölgeler Komitesi +
AB kurumları arasında en son kurulmuş olanlarından biri Bölgeler Komitesidir. 1993 yılında kurulmuştur. Konsey tarafında oybirliğiyle atanan 344 asil ve aynı sayıda yedek üyeden oluşur. Bölgeler Komitesi, iki temel işlevi yerine getirmeyi hedefler. Birincisi, yerel yönetimlerin AB içindeki karar mekanizmasında, danışsal da olsa bir görev almasını sağlayarak, sade vatandaş ile AB’yi birbirine daha da yakınlaştırmayı hedeflemiştir. İkincisi, küreselleşme çağında yerel girişimin ve ortak aklın, AB yönetimine katkı sağlamasını hedeflemiştir.
Genel olarak AB kurumları, Ekonomik ve Sosyal Komite’den görüş aldıkları her alanda, Bölgeler Komitesi görüşü de almak durumundadırlar.
H. Mali kurumlar: Avrupa Merkez Bankası +
Avrupa Merkez Bankası (AMB), Ekonomik ve Parasal Birliğin son aşamasında kurulmuş, para politikalarını Euro bölgesi için yürütmeye tek yetkili, bağımsız bir kuruluştur. Para politikasını belirler, hedefi Euro’nun satın alma gücünü korumak, dolayısıyla Euro bölgesinde fiyat istikrarını sağlamaktır. Merkez Bankası, sekiz yıl için seçilen bir guvernör ve altı üyeli bir yönetim kurulundan oluşur. Yönetim Kurulu, AMB’nin icra organıdır. Para politikasının yürütülmesinde sorumludur.
Guvernör: (TDK Sözlük)
1. isim, ekonomi Devlet bankasını yöneten kimse "Merkez Bankası guvernörü."
2. Bir kamu kuruluşunu veya özel kuruluşu yöneten kimse
Bütün ulusal merkez bankası guvernörlerinin de katılımıyla, AMB guvernörü ve yönetim kurulu üyeleri, guvernörler konseyini oluşturur. Guvernörler Konseyi, Euro bölgesi için Merkez Bankası politika faizini belirlemekle yükümlüdür. Euro kullanan ülkelerin ulusal Merkez Bankalarının varlığı sürmektedir, ancak yetkilerinin önemli bir bölümünü, yani para basma ve para politikası oluşturma hususlarını Avrupa Merkez Bankası’na devretmişlerdir. AMB, merkezi Frankfurt’ta olan bir kuruluştur. Avrupa Merkez Bankası ve Euro bölgesi ülkelerin merkez bankalarının oluşturduğu sisteme “eurosystem”adı verilir.
Avrupa Merkez bankasının temel görevleri esas olarak:
- Euro bölgesinin para politikasını oluşturmak ve uygulamak;
- Euro bölgesinin kur politikasını oluşturmak ve yönetmek;
- Üye devletlerin rezervlerini tutmak ve yönetmek;
- Ödemeler dengesinin iyi işlemesini sağlamak olarak özetlenebilir.
Bu görevlere ek olarak Avrupa Merkez Bankası, fiyat istikrarına halel getirmemek şartıyla AB’nin yönlendirdiği ekonomik politikalara destek olmak ve hedefe ulaşmalarında yardımcı bir rol oynamak görevine de sahiptir.